Eski rol arkadaşı Tamer Karadağlı ile fotoğraflanan Azra Akın'ı İtalyan sevgilisi terk etti. Ünlü oyuncu eski sevgilisi Kıvanç Tatlıtuğ tarafından da aldatılmıştı. 2002 Dünya Güzeli Azra Akın'ın Tamer Karadağlı ile geçtiğimiz haftalarda baş başa yayınlanan fotoğrafları pahalıya patladı. Ünlü oyuncu İtalyan sevgilisi tarafından terk edildi. 2006 yılında eski sevgilisi Kıvanç Tatlıtuğ kendisini Songül Öden'le aldattıktan sonra ayrılan ve aradığı mutluluğu bir türlü bulamayan Akın bu yaz yeni bir aşka yelken açmıştı. 34 yaşındaki İtalyan sevgilisi Francesco Boari'yle Çeşme’de ön balayı yapan Akın'ın şu sıralar çok üzgün olduğu öğrenildi. Güzel oyuncu sevgilisine "Bir yanlış anlaşılma oldu, biz Tamer'le sadece arkadaşız" dese de Boari'yi inandıramadı. ALIŞIK DEĞİLİM İtalyan sevgilisi Boari'nin, "Arkadaşsanız gazetelerde neden imalı başlıklar atılıyor, böyle şeylere alışık değilim" diyerek ilişkiyi noktaladığı konuşuluyor. PASTANEDE BAŞ BAŞA 2004 yılında 'Yağmur Zamanı' isimli dizide iki sevgiliyi canlandıran Tamer Karadağlı ile Azra Akın iki hafta önce Kemerburgaz'da bir pastanede baş başa yakalanmıştı. Karadağlı iki arkadaş olarak kahve içip sohbet ettiklerini belirterek, "Zaten birlikte çekilmiş bir sürü fotoğrafımız var" demişti.
-
26/9/2009 · Kategori: Dedikodular
Ruhunda pazarlık olan ünlüler...Alışverişi sevmeyen yoktur. Bazı insanlar alışverişte pazarlık yapmayı alışkanlık haline getirmiştir, bazısı da bundan utanır.Ünlülere ne kadar pazarlıkçı olduklarını sorduk. Bu konuda baya usta çıktılar... SİNEM KOBAL: Alışverişe çok düşkün değilim. Dolaşırken gözüme bir şeyler takıldıkça alırım. Nadiren alışveriş amaçlı çıkarım ama gereken yerlerde de pazarlık yaparım tabii ki. Para kolay kazanılmıyor, harcarken hesaplı olmak lazım. ÇİNGENE RUHLUYUM DEMET AKALIN: En çok parayı mücevher ve ayakkabıya harcarım. Ne alırsam alayım çok sıkı pazarlık ederim. Ne yapayım çingenelik benim ruhumda var. Sokağa atılacak param yok. İşadamları bile paralarını tutumlu harcıyorlar. PAZARDAN ALMIYORUM Kİ! BURAK ÖZÇİVİT: Ben pazardan alışveriş yapmıyorum, bu yüzden pazarlık gibi bir şansım olmuyor. En çok parayı sanırım ayakkabılara harcıyorum. Çünkü çok farklı ayakkabılarımın olmasını seviyorum. Bu kadar çalışıyorum bu da benim keyfim olsun. EŞİT HARCAMA YAPARIM TUĞBA MELİS: Her yerde pazarlık yapmak iyidir. Tutumlu olmak gerek sonuçta. Bunun çingenelikle alakası yok! Ben paramı her şeyime eşit harcarım genelde. Ama en önde kardeşimin eğitimiyle alakalı kurslara harcarım. AYRIMI İYİ YAPILMALI TATİANA MARİNESCU: Pazarlığı severim ama pazarlık edilecek yerler var, edilemeyecek yerler var. Bunun ayrımını iyi yapmak lazım. Asla çingene pazarlığı yapmam. En çok parayı ise ayakkabı ve kostüm almak için harcarım. Çünkü alışveriş yapmayı çok seviyorum. EN DOĞRUSU MANTIKLI ALIŞVERİŞ BURCU KARA: Ben çok utanırım pazarlık yapamam ama bazen ima ederim, olursa olur, olmazsa ikinci hamleyi yapamam. Mantıklı alışverişi seviyorum, gerçekten değiyorsa para veririm, en çok parayı işim gereği tabii ki giysi ve ayakkabıya harcıyorum. BAZEN TUTULURUM REYHAN KARACA: Pazarlık ederim ama bazen de öyle tutulurum ki edilecek yerde bile edemem. Pazarlık bizim kültürümüzde var. Kimse ayıplamaz. Bir tek bakkalla pazarlık edemezsiniz. Satıcılar da sever pazarlık etmeyi. Sanırım herkes gibi ayakkabı, çanta, bir de t-shirt'e çok para harcarım. GIPTA EDiYORUM ESRA HARMANDA: Para konusu hiç anlamadığım ve konuşurken kızardığım bir konudur. Pazarlık yapmayı ise hiç beceremem. Çingene pazarlığı yapanlara gıpta ediyorum. En çok parayı ise gıdaya ve kitaba harcıyorum. iMKANI YOK AYSU BACEOĞLU: Ruhumda çingenelik yok pazarlık etmeyi de hiç sevmem. En çok paramı da makyaj malzemelerine, ayakkabı ve çantaya yatırırım. Zaten aldığım ürünlerde ve markalarda pazarlık etme imkânı da yoktur. ARNAVUT DAMARI ECE FİLİZ: Arnavut damarım tutunca çok pahalı bir şeyi yarı fiyatından daha aşağı fiyata bile alırım. Bazen de çok ucuz bir şeyi almak için iki katını veririm. Yeter ki beğeneyim, içime sinsin, o konuda elim açıktır.

Arkadaşlarının dertlerini dinlerken işi profesyonelliğe döküp “yaşam koçu” oldu. Pazarlama ve İletişim oordinatörü Ebru Korman bir yandan da kapısını çalanlara yol gösteriyor, mynet.com’da yüzlerce soru cevaplıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin dert profilini çıkarmış: “Aldatan erkekler işin içinden nasıl çıkarım diye gelirken kadınlar vicdan azabına çare arıyor.”
Nasıl yaşam koçu olunur, siz neden oldunuz?
Zaten arkadaşlarıma, çevremdeki insanlara yardımcı oluyordum. Ama kendi doğrularımı empoze ediyordum. Yaşam koçluğu eğitimi aldıktan sonra herkesin mutlu olma noktasının farklı olduğunu görüyorsunuz. Beni mutlu etmeyen bir şey başkasını mutlu edebilir. Önce kendi kendimin yaşam koçu nasıl olunur onu öğrendim.
Kendi kendine yaşam koçu olmak için ne yapmalı?
Kişi sadece kendini motive eden değil kendini çok iyi tanıyabilen biri olmalıdır.
Başkalarına nasıl yardımcı olur?
Yaşam koçu, sizin bulunduğunuz yer ile ulaşmak isteğiniz arasındaki mesafeyi görmenizi sağlayan, aşmanıza yardımcı olan, sizinle birlikte yolculuk eden kişidir. Sorunlarınızın çözümüne yönelik, değerlerinizi, isteklerinizi farketmenizi sağlar ve bunun için sizi motive ederek hedefinize ulaştırır. Yeniden değişim için, ertelediğiniz, üzerinize ağırlık yapan her şey için sabırla mücadele vermeniz gerektiğini daima hatırlatır. Kendinizle yüzleşmenizi, farketmenizi sağlayacak önemli ve doğru sorularla sizden yanıtları alır ve bu yanıtların karşılığında idrak gücünüzü zorlar. Görmenizi sağlar, ancak siz görmek ve değişmek isterseniz...
Eskiden yaşam koçu diye bir şey yoktu...
Aslında hep var. Geçmişte annelerimiz zamanında ermiş insanlar vardı. Çok mübarek, eli öpülesi insanların yanına giderdik ve onlar hikayeler anlatırlardı. O hikayelerle büyüdük. O hikayelerde büyüklere saygı, insan sevgisi, küçükleri korumak, vatanını sevmek vardı. Onlar o dönemin yaşam koçlarıymış; iradeleri ve inançlarıyla çevrelerindeki insanları motive etmişler. Yani inançlarını yitirmemişler.
Aşk acısı çekenler de koçluk istiyor sınava hazırlanan öğrenciler de
En çok kimler yaşam koçundan destek almak istiyor?
Bazen hiç hesapta olmayan zorlukların üstesinden gelemeyenler, nefessiz kaldığını hissedip bunalanlar, rutinlikten sıkılanlar, cesaretsiz kalanlar, sevgilisiyle ya da eşiyle problemi olanlar, iş yerinde sıkıntısı olanlar, hep yanlış ilişkileri yaşamaktan yorgun düşenler, sevgiyi arayanlar, aldatanlar, aldatılanlar, ebeveynler, öğrenciler benim danışanlarım arasında. Ama en fazla aşk acısı çekenler, sevgilisiyle problem yaşayanlar, sevgilisinden ayrılamayanlar, aldatılanlar ve aldatanlar var. Aldatanların içinde sadece erkek olduğunu düşünmeyin kadınlar da va. Ama erkekler kendilerini bu işin içinden nasıl kurtaracaklarını düşünüyor; kadınlar ise çok büyük vicdan azabı çektikleri için geliyor ve yasak aşklardan uzak durmak için daha çok çaba harcıyorlar. Toplum bir patlama geçiriyor bu konuda.
Kadınlar neden aldatıyor?
Ben kendi gözlemlerimden yola çıkarak şunu gördüm: Bu tür vakalarda kadınlar eşleriyle olan seks hayatlarında duygu eksikliğinden söz ediyor. Erkekler eşlerine sevgi göstermeden birlikte oluyor, eşleriyle konuşmuyor, iletişim yok. Bu defa kadın başka bir erkekten gördüğü ufacık ilgiden bile etkilenebiliyor, yasaklara kendilerini kaptırabiliyor. Değerlerimizi, aile kavramını, bize öğretilen toplumsal yaşam doğrularını elbette unutmamalıyız ama herkesin yaşadıklarından kendine göre bir sebebi olabiliyor; bedeller ödenmek suretiyle.
İlişkiler hızlı tüketiliyor
İnsanlar neden mutsuz?
Evrende her şeyin hızlı tüketildiği bir süreç yaşıyoruz. Markalaşmış ve moda olan, hızlı tüketilen sadece yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız, satın aldığımız şeyler değil. İlişkilerimizi, sevgilerimizi de çok çabuk tüketiyoruz. İnsanlar yalnız olduklarını hissediyor. Geçmişte insanoğlu birlikte büyüyüp, keşfetti dünyayı. Soyutlanarak bir yere varmak mümkün değil inanın. Anlamak, dinlemek, hoşgörmek yerine, didişip, kavga ediyoruz. Kime sorsanız herkes haklı.
Krizden sonra danışanlarda bir artış oldu mu?
Elbette kriz ülkemiz insanlarını etkiledi... Boşanma davaları arttı, evlerdeki geçimsizlik, huzursuzluk, parasızlık, işsizlik sayısı... Aldatan kadınlar krizden sonra daha da arttı. Şimdilerde çok tuhaf bir rüzgar var dünyada; kimi özüne dönüyor, huzura gidiyor, kimi organik yaşama adıyor kendini, birileri de zincirlerini kırıp, yeniden gelişiyor, büyüyor.

Sulhi Aksüt’ün kasa boşaltma iddialarına verdiği yanıt, Sibel Can’ın eski eşi Hakan Ural’ı da tartışmanın içine soktu. Aksüt’ün eşinin parasında gözünün olmadığını belirtmek için mahkemeye sunduğu savunmasında sarf ettiği sözler, Hakan Ural’ı çılgına çevirdi.
Hakan Ural, Sulhi Aksüt'ün “Sibel’in parasında gözüm olsaydı, eski eşi Hakan Ural’a boşanırken 500 bin dolar ödemezdim. Sarıyer’deki annemin evini Hakan Ural’a vermezdim” sözlerine sert tepki gösterdi:Sibel Can 
Foto galeri için tıklayın
Niye üstüme geliyorlar
“Ben eşimden (Sibel Can) 10 yıllık evliliğimizde, birlikte ortak almış olduğumuz evi aldım. Bir takım olaylar oluyor ve ben içine çekiliyorum. Bir şeylere cevap verirken 10 sene öncesine dönüyoruz ve ben sorgulanırcasına hesap veren durumuna düşüyorum. İki kişi kavga ediyor, olan yine bana oluyor. Ortada ne 1 milyon dolar ne de Sulhi Bey’den almış olduğum ev var. Ne de 500 bin dolar. Bunu kanıtlayan olursa Taksim meydanında etek giyer gezerim.
Bunlar ayıp şeyler. Biz ayrılalı 10 sene olmuş ve ben hala olağanüstü mağdur ediliyorum. İki çocuğumuz var diye edebimizi, adabımızı bozmadık. Hiçbirşey demedik ama susmakla çok ağır bedeller ödedik. Şimdi bugün aradan 10 yıl geçiyor ve benle alakası olmayan bir durumda ayrılık yaşarken yine bana laf geliyor. Biz Sibel’le öyle bir şekilde ayrıldık ki şimdi çıkıpta bunları mı detaylandıralım, anlatalım. Biz kurban olduk, geçti.
Ben Sibel Hanım’dan Sarıyer'deki ortak aldığım evi aldım. İnsanlar bu kadar ciddi ithamlarda bulunduğu zaman belge ortaya koymalılar ki inandırıcılığı olsun. Yazık! Çocuklar dün bendelerdi. Onlara yazık, ben zaten hiç birşey yapmadığım halde korkunç ağır bedel ödedim. Şimdi bugün de olanlardan sonra e insaf artık, şöyle bir dönüp baktığınızda benden büyük zararı kim görmüş. Aslan gibi adamım, 17 yaşından beri bu piyasadayım, 86’dan beri filmlerde yer alarak Türkiye standartlarında hiçbir şeye muhtaç olmadım ama biz yerden yere vurulduk, onu da sineye çektik. Çünkü ben annesiz babasız büyüdüğüm için, çocuklara geçmişte yaşanılanlarla zarar gelmesin istedim. Böyle birşey olmaz. 
Sibel Can Kimdir? tıklayın
Ben de konuşurum fakat çok üzülünür, çok kırılınır, çok incinilir. Fakat ben kendi mağduriyetimi dile getirirken gerçek de olsa birilerini mağdur edemiyorum. Yapım böyle, etseydim 10 yıldır ederdim. Kafamız ezildikçe ya sabır deyip yine susuyoruz.”
“Kimseden para almadım!”
Hakan Ural, Sulhi Aksüt’ün iddialarına yalanladı. Ural “10 yıl önce eşinden ayrılırken para almadığını açıkladı. Sibel Can ise 1999 yılında eşinin telefonlarını dinlettiği iddiasıyla yargılandığı mahkemede “Eski eşim Hakan Ural’a boşanma protokolü gereği 1 milyon dolar ödemeyi üstlenip, bunun 600 bin dolarını ödedim” savunmasıyla dikkat çekmişti.
‘Kasadan 200 bin dolar almış’
Sibel Can’ın açıklamalarıyla, dava dilekçesindeki iddialarının birbirinden farklı olduğu ortaya çıktı. Daha önce medyada yer alan “Sulhi Aksüt’ten evdeki kasayı boşalttığı için boşanıyor” iddialarını yalanlayan Sibel Can’ın dava dilekçesinde ise “Evdeki kasa boşaltılmış, içinden 200 bin dolar alınmış” ifadesinin bulunduğu öğrenildi. Yine medyaya yaptığı açıklamada “Sulhi Aksüt, çocuklarıma her zaman çok iyi bir baba oldu. Çocuklarıma hep iyi davrandı” şeklinde açıklamalar yapan ünlü şarkıcının, dava dilekçesinde ise “Çocuklarımı dövdü, hakaret etti” şeklinde ifadelerin bulunduğu söyleniyor. Bu arada kasanın boşaltıldığını iddia eden Sibel Can’ın bu konuda bir şahit gösteremediği de belirtiliyor. Boşanma karşılığı eşi Sulhi Aksüt’ten para-mal istemediğini söyleyen Can’ın dava dilekçesinde para talebinde bulunduğu, ancak Aksüt’ün buna yanaşmadığı öğrenildi.

Bu yaza ‘Sevişmeden Uyumayalım’ şarkısıyla damgasını vuran Sıla, Şeker Bayramı’nın ikinci günü ilk kez memleketi İzmir’de sahne alacağı için İtalya’dan üç özel kıyafet aldı.
İzmir Hilton Otel’de sahne alacak olan Sıla “Bütün ailem beni izlemeye gelecek. Bayram için aldığım 3 elbise neredeyse bir otomobil parası.
Bizimkilerin ellerini öpüp elbise paralarını çıkarmayı düşünüyorum” diye espri yaptı. Sıla’nın 3 elbiseye 20 bin TL verdiği öğrenildi.
« Önceki Yazılar :|:













